7 Mayıs 2018 Pazartesi

çocuk

eskiden üzüntülerim uzun sürerdi, çünkü kabul etmekte zorlanırdım gerçekleri. artık o kadar üzülmeye de gücüm yok, üzülsem ne olacak ki?

30 yaşındaki birini adam etmekten, çekip çevirmekten bahsediyorlar. böyle bir görevim yok benim, böyle bir arzum da yok. bir ilişki ve düzgün bir gelecek için iki aklı başında insan gerekli. 30'una merdiven dayamış ama 30 gibi davranmayan, sorumluluklarına sahip çıkamayan, çocuk gibi biri... seviyor ve sevgi istiyor ama dengesiz...

en başında da hissediyordum her şeyi. bana doğruları tam olarak söylemese bile problemin farkındaydım. beklentimin çok dışındaydı;

ama yanında olmak güzeldi.

10 Nisan 2018 Salı

c e s a r e t

hayatım son zamanlarda çok ilginç olmaya başladı. kafamı kurcalayan durumlar var ve alacağım kararları öngöremiyorum sanırım. her şeyin güzel gitmesini ve mutlu bir şekilde doğru akışa sürüklenmeyi istiyorum.

daha önce kendi başıma yapmaya cesaret edemediğim şeyleri ufaktan kendim halletmeye başladım. bu, cesaretimin artmasını ve kendime inanmamı sağladı. kendi başıma da yapabildiğimi, başarabildiğimi gördüm. aslında çok basit ve günlük hayatın içindeki olaylardan bahsediyorum. örneğin; ilk defa gideceğim bir adresi kendim bulmak beni çekindirirdi. (çocukken bakkalın yolunu bile bulmam gerekmedi ki benim...)

tek çocuk olarak ailemin koruması ve fedakarlıkları maalesef hoşuma gittiği gibi aynı zamanda benim için hayatı zorlaştırdı. işte her şeyin bir bedeli var. yapılan iyiliğin de, kötülüğün de...

haftaya başlayacak olan diksiyon-seslendirme kursuna yazılmak konusunda kendimi ikna edebilirsem hayatıma biraz daha şekil vermiş olacağım. şu an iş mevzusunda herhangi bir gelişme yok ve aslında çok faydasını görebilirim bu kursun. sürekli içimde ertelemiştim, hazır hissetmek için hep bekledim. halbuki neden? neden kaçtım ben?

iyi bir karar vermem gerekiyor blog.

3 Nisan 2018 Salı

kafam karışık gibi ama aslında net

bu günlerde muhabbeti gerçekten bana iyi gelmiş olan biri var. arkadaşlarım ve çevrem ile aramdaki mesafeyi, uzaklığı sanırım onunla doldurdum. mesajlarımızla beraber sanırım birbirimize ilgimiz artmaya başladı. henüz görüşmedik. görüşme konusunda da çok emin değilim.

maalesef kendini alkol ile rahatlatmaya çalışan (belki de bağımlı), uyku düzeni bozuk, anksiyete problemleri yaşayan ve sağlığına bence çok da önem vermeyen biri. bunları yazarken gerçekten ben de telaşlanıyorum çünkü benimle konuşan o tatlı insan, hayatını bu şekilde ve kontrolsüz yaşıyor. mesela şu an saat 15:00 olmaya yakın ve hala uyanmadı galiba.

iş için kafasında projeler var, ancak bunları ne şekilde ilerletiyor veya gerçekleştirmeye ne kadar yakın olduğunu bilmiyorum. bir yerden kazancı var mı yoksa ailesi sayesinde mi yaşantısını sağlıyor, emin değilim.

ben hayatımda her zaman kontrolü ve kuralcılığı sevmişimdir. tabii ki herkes benim kurallarımı benimseyecek değil ama ben bir uçken, bu kişinin öbür uç olması kaosa neden olabilir. her fırsatta iyiliği için konuşacağımı biliyorum, belki de şikayet edeceğim sürekli.

üzücü olan, sohbetimiz böyle güzelken beklentime çoğu şeyin uymaması. birinin bütün hayatı size bu kadar tersken değişmesi ve değişmesini beklemek manyaklık olur. maalesef üzgünüm, kızgınım. şans vermeyi gerçekten istiyorum ama belki de ona dair kafamda aldatıcı bir görüntü yarattım ve bu yüzden istiyorum. sonuçta birinin duygularını internetten ne kadar sezebiliriz ki?

-

geçenlerde eski iş ortamımdan tanıdığım birini gittiğim avm'de eşi ve küçük kızıyla görmüştüm. sonrasında bana instagram'dan ilk defa mesaj attı. ayrıldığımı yeni öğrenmiş, yani aylaaar sonra ve şöyleydi mesaj: "sizin gibi değerli insanların kıymetini anlamalarını hiç beklemiyorum. ayrılma nedeninizi bilmesem de açıkçası çok üzüldüm. bu mesajı ve daha iyisini hak edecek nadir insanlardan olduğunuz için yazma gereği duydum. iyi insanların bir farkı olmalı bence."

okuduğumda garip oldum. sanırım hem iyi geldi sözleri, hem de içimi acıttı.

"çok iyi biriyim" gibi bir iddiam yok ama içim temizdir. belki farklı düzende, daha mutlu hayatlar kurabiliriz. yani değerimizi başka anlayan birileri de olur umarım. çünkü kayboluyoruz ve buna ihtiyacımız var.

-

"you can be as mad as a mad dog at the way things went. you could swear, curse the fates, but when it comes to the end, you have to let go." 

21 Mart 2018 Çarşamba

"geçici"

şu an arayacak pek kimsem yok işin gerçeği ama aramak isterdim; konuşmak ve rahatlamak... çünkü sanki her şey kocaman bir yumak oluyor ve hayatım toparlanmıyor gibi.

hızlı aramalarımda toplam 6 kişi var. en başta annem ve babam, diğer 4 kişi de en yakın kız arkadaşlarım. (bir tanesiyle aynı yerde oturuyoruz, biri evli ve liseden arkadaşım, son ikisi de bir zamanlar beraber çalıştığım iş arkadaşlarım.)

annemi arasam zaten dertlerimi kendi kendine dert ettiği ve yeteri kadar üzüldüğü için ona yüklenmiş olacağım.
babam zaten okulda ve onunla çok telefonlaşmayız. genelde whatsapp aile grubundan kısa kısa yazışıyoruz.
kız arkadaşlarıma da gelirsek, evli olan haricinde diğerlerinin rutin bir iş temposu var. ayrıca hiçbirine içimi uzun uzun dökmek istemiyorum. bir tanesi geçen gün birtakım olumsuz yorumlar yaptı, diğeri çok akıl verir şekilde konuşuyor, bir öteki aşk acısı yüzünden antidepresan kullanıyor vs vs.

yani şu an rahatlıkla özelimi dökebileceğim ve ruhuma huzur verebilecek bir kimse yok. çok üzgünüm ki böyle. ben de size yazmak istedim, burada bahsetmek en iyisi.

bu sabah son görüştüğüm yerden olumsuz dönüş belirten bir e-posta aldım. içimde hep olumlu neticeleneceği hissi vardı nedense. görüşmelerim samimi ve sıcak geçmişti. aradıkları deneyim bende vardı. hatta diğer görüştüğüm yerlere belirttiğim maaşın çok altını söylemiştim çünkü beklentime daha uygundu ve olmasını istemiştim. beni arayacaklarını düşünerek içimden maaş pazarlığı bile yaptım geçen günlerde.

diyecek bir şey yok. 8 ay evde geçmiş ve evde, rahat bir hayatı yaşıyor olmanın hazzı zaman içinde yerini huzursuzluğa, gelecekte ne olacak korkusuna ve plansızlığın neden olduğu kaygılara bırakıyor. maalesef ben bu vakti boş boş öldürdüm. gerçi şunu yapman gerekiyor diye bir şart da yok ama şu anki halime bakılırsa daha aktif olmam faydalı olurdu belki.

biliyorum, hayatımızda sorunlar olduğu gibi fırsatlar ve seçenekler de olacak. kendime ufak bir hatırlatma daha yapmam gerekiyor...

geçici bir durum bu. 
derin bir nefes al.

14 Mart 2018 Çarşamba

boş boş konuşuyorum işte

günlüğe bu sefer ne yazsam ben de bilmiyorum, o yüzden biraz beklemiştim. hayatımda ilerleme kaydetmek istiyorum.

bu hafta tekrar bir iş görüşmem oldu. çok tatlı, sempatik bir kadındı. fransız olduğu için görüşme öncesinde biraz ingilizce pratik yaptım, hatta bir word hazırladım görüşmede neler anlatabileceğimi düşünerek. yardımı oldu. kendisi biraz türkçe de bildiği için hem türkçe, hem ingilizce konuşup anlaştık :)

cumartesi günü çok yakın bir arkadaşımın kuzenine bekarlığa veda yapılacak. arkadaşım beni de sohbet arasında çağırdı ama ilk başta kabul edip sonradan vazgeçtim. çok kalabalık (17 civarı) olunacak ve mekan fazla alaturka gibi geldi. kuzenini tanıyorum ancak arkadaşlık yaptığım birisi değil. gitsem belki biraz eğlenirdim, değişiklik olurdu ama kalabalığı kaldıracak gücüm yok sanki. bu durumlarda eğer gitmeyi seçtiyseniz, esnek ve rahat olmanız gerekiyor. ben ise düşünüyorum; ne giysem, mekan güzel mi, eve nasıl dönerim vs vs...

bunların harici pek ekstra bişey yok. bugün bir film izledim, onu tavsiye bırakabilirim.

gattaca bir bilim kurgu filmi. film genetik mühendisliğinin devrim yaptığı bir dünyada geçiyor. doğacak çocuklar, ebeveynlerinin isteği ve onayı ile doktorlar tarafından genetiği değiştirilerek kusursuz özelliklere sahip olacak şekilde tasarlanıyor. bu kişiler toplumsal yapının üst sınıfını oluştururken, doğal yollarla (müdahalesiz) hayata gözlerini açan bireyler ise sahip oldukları bazı kusur ve hastalıklar itibarıyla alt sınıf olarak görülüyor. başroldeki abimiz de maalesef bu grubun has üyelerinden ve en büyük hayali uzaya seyahat edebilmek. hayalini gerçekleştirebilmesi için ise seçkin yani üst sınıftan bir birey olması gerekmekte... nasıl olacak bu iş diyorsanız filmi izleyin, söylemem :))

ethan hawke, uma thurman ve jude law oynuyor. imdb puanı şu an; 7,8

5 Mart 2018 Pazartesi

90. Oscar Ödül Töreni

bugün telefonumun alarmından saatler önce uyandım. (çalışmayan biri için bu alarm gerçekten büyük bir düzen sağlıyor. kendimi yaymamaya özen gösteriyorum. umarım yakın zamanda hayatımda güzel başlangıçlar olur. aylar öyle anlamsız geçiyor ki aslında...)

yataktan kalkmadan önce instagram'da gezindim biraz ve oscar ödül töreni fotoğraflarını görünce hızlıca salona geçtim. bana iyi bir oyalanma oldu, erken kalkmama değdi.

filmleri maalesef izlememiştim ve bu yüzden yorum yapamıyorum kazananlar için.

törende dikkatimi çeken 3 kadını paylaşarak uzaklaşıyorum :) çok zarif değiller mi?








26 Şubat 2018 Pazartesi

ilginç bi sorum var!

diyelim ki bir zamanlar (yani seneler öncesinde) beraber aynı okulda/sınıfta okuduğunuz, o dönem içinde arkadaşlık yaptığınız ama okul bittikten sonra ayrı ayrı hayatlarınıza yön verdiğiniz ve yıllar içinde de anca 1-2 kez görüştüğünüz birisi var. pozitif, eğlenmeyi seven, kötülüğünü görmediğiniz bir arkadaş bu.

geçenlerde ablasıyla, annesiyle ve bir akrabasıyla beraber bir cafede ona denk geldiniz. hoş bir tesadüf oldu ve ablası o sohbet esnasında gizlice sizi arkadaşınızın doğum günü organizasyonuna davet etti.

o gün için özel bir planınız yok, mekana ulaşımınız da kolay fakat gidecek kişileri tanımıyorsunuz. tanıdığınız çıksa bile görüştüğünüz kimseler değil.

hediyenizi alıp bu kalabalık organizasyona katılır mıydınız, katılmaz mıydınız? kararınızı etkileyen faktör ne olurdu?

*

tam olarak böyle bir durumun içine düştüm. mekan müzikli ve yemek yiyip birkaç saat oturulabilir gibi.

ah ne yapsammmmm, ne yapsaaaaamm... kurtulabilseeeeem.

kızın ablası benden haber bekliyor :(