19 Şubat 2018 Pazartesi

çok mühim bir yazı oldu bu.

son zamanlarda cilt bakımıyla kafayı bozmuş bulunuyorum. mbr ürünlerini önerdi sephora'daki bir uzman. tamamen medikal bir markaymış. kullananlar varsa yorum kısmına beklerim, umarım işe yarar sonuçlar verir cildim için :))

hiçbir zaman sivilce problemim olmamasına rağmen cildimde ufacık sorunları bulup ayna karşısında kendimi didikliyorum ve ergen dönemim çooooook öncelerde kaldı hanımlar, beyler. yolmamın nedenini keşfedersem sizinle de hemen paylaşacağım. şu an için tek bildiğim, bunu yaparak rahatlıyor olmam.

bu yüzden yağ butonlarını ve siyah noktaları yok edecek, gözenekleri sıkılaştıracak mucizevi ürünler kullanmam gerek. bir de yaş (31) itibarıyla göz altı kremine başlayabilirim sanırım.

hiç böyle şeylerle ilgilenmezken, işsiz hayatımın en mühim konularına dönüştüler :P o yüzden sizinle paylaşıyorum burada bıdı bıdı şeklinde. kendimi acayip kokoş biri gibi hissettim ama rutin bakım yapmak da eğlenceliymiş :) "şu kremi aldım", "bu krem şöyle iyi" falan diye başlarım yakında. hihih

elimde sample'lar da var. shiseido waso peeling'ini deneyeceğim. peeling de yapmam lazım tabii benim haftada 1-2 kez. celibon güzellik peşinde anlayacağınız...

bu arada biraz kilo almışım ama hala minyonluğumdan ödün vermiyorum, korkmayalım hemen. akşamları biraz düzgün beslenip az yersem zaten 2 kilo *pıt* diye verilir. 

*

son olarak size büyük bir müjde vereceğim. 

celibon, iş mi buldun? / yok, iş bulmadım. 
celibon, koca mı buldun? / hayır, koca bulmak için daha çok gezmeliyim.

CEVAP: geçen hafta enginar yedim! sdfjvfvdj 

şaka yapmıyorum ben. 

demek ki enginar çirkin olacak diye bir genelleme yapmamalıymışım :P seneler evvel hiç yemediğim ama yıllar içinde beni şaşırtan öyle çok yemek, tatlı vs. var ki. galiba bazen denemeye açık olmak, fırsat vermek gerekiyor. enginar da bunlardan biriyken, şimdi enginar olsa da yesem diye düşünüyorum. 

hayat çok garip sevgili okur...

13 Şubat 2018 Salı

bugün neler yaptım?

öncelikle içten bir teşekkürü tekrar deeptone'a iletmeyi koca bir borç bilirim. blogum güzel takipçileriyle doldu ve yorumlara cevap vermek beni gerçekten mutlu ediyor. iyi ki geldiniz, sesime kulak verdiniz... bazen çok yalnız hissediyorum, galiba yalnızlığım ve iç sıkıntım neden oldu yeniden yazmama.

bugün yeni bir iş görüşmesiyle güne başladım! bir zamanlar üniversitede hocamdı görüştüğüm kişi, bu yüzden hem rahat hem de muhabbetli geçti. gerçi beni ne denli hatırlıyor okuldan, hiç fikrim yok ama çalışkan öğrencilerdendim ben :P

maalesef bahsettiği işin ucu bucağı belli değil. yeni oluşturulan bir pozisyon ve bence başlayacak kişinin derdi büyük.

böyle olsun istemezdim ama; sağol cınım, hiç öpmiim ben.

*

görüşmeden sonra tüneli kullanarak şişhane'ye geçtim. metroyla yoluma devam edecektim ki, "hazır taksim'e yolum düşmüş, biraz istiklal'de dolanmak iyi olur" dedim ve yürümeye başladım. eskiden ne çok giderdim... ara cafe'nin ağzı olsa da konuşsa :)

peki bugün neler yaptım?

- jadore'da çilekli sıcak çikolata içtim. enfes bişey! şiddetle tavsiye ederim. mekanı bilenler hemen "oh la la beatrice" diyecek ama benim ilk aklıma gelen o değil.

- mağazalara girdim, giysi denedim ve hatta bir mağazanın deneme kabininde küpelerimi unuttum! (neyse ki güvenlikteymiş)

- kilisede dilek dileyip mum yaktım.

- köfte yedim. genelde benim için en kurtarıcı yemektir! pizza, hamburger, makarna değil; ama köfte!

- veeee son olarak; çok uzun zaman sonra falcıya gittim. aslında bir anda esti ama işsiz ve sevgilisiz birinden de anca bu beklenir :)

kuzey isminde bir çocuk baktı falıma. o sırada müsaitti ve ona yönlendirildim.

fal baktırdım dediysem de, aslında boş zamanımı doldurmak için eğlenceli bir aktivite gibi gördüğüm için baktırdım. yoksa "her şeyi görüp tarihini verdi. oooooohh, evleniyormuşum millet!" diyecek halim yok :P ama umarım beklentiye girmem eheheh

9 Şubat 2018 Cuma

birazcık şiştim

dün bir iş görüşmem vardı. görüşmede ıncık cıncık soruların hedefi oldum. onlar benim işe uygunluğuma bakarken sanki benim onları (yani kurumu) değerlendirmeye almam hiç söz konusu değil gibi bir takım dondurucu bakışlar da vardı işin içinde. bu durum o bir tane kadının soğukluğu yüzünden olabilir. "bazı" ik'cı kadınların iş görüşmesinde kasvet yaratma merakı gerçekten enteresan :p

sonuçta bu görüşme zaten tanışma amaçlı. davet ediyor ve kurumunu temsil ediyorsan bunu daha insancıl ve rahat bir şekilde de yapabilirsin. gelen kişi için de yorucu ve bunaltıcı bir görüşme olmaktansa hoş bir misafirlik gibi olur, değil mi?

en azından sorulara verdiğim samimi cevaplar yüzlerini gülümsetti. elimden geldiğince ortamı yumuşak ve keyifli tutmaya özen gösterdim. gelişmeler için bekliyorum, benden yaptığım işlere dair birkaç sunabileceğim belge istediler. ben de birkaç fotoğraf ve video gönderdim.

akşam yatmadan bu iş görüşmemle ilgili babam müthiş bir negatif saptama yaptı. "senden bunları istiyorlarsa, sana hep şunu şunu yaptıracaklar demek ki." negatif diyorum, çünkü yapmayı hiç sevmediğim bir işten bahsediyor ve mutlaka karşıma çıkacak bir iş bile değil. hatta bugüne kadar sadece bir kez yaptım.

zaten son işimden mutsuz ayrıldım, şimdi neden bunun telaşını hissedeyim ki? daha ben işe girmeden böyle bir gerçeklik kurması zaten olağanüstü......

takıldım ve bu yüzden gece sıkıntılıydım biraz ama burnum tıkalı olur, rahat nefes alamam uyurken diye de azcık ağladım. komiğim ya :)

rüyamda rahmetli babaannemi gördüm. kol kolaydık sanırım. ailecek yuvarlak bir masada yemek için toplanacak gibiydik. masaya yürürken "artık gidebilirim" gibi bir şey diyordu. "gitme" dedim ve uyandım.

sabah da bir posta üzgündüm.

koca bir boşlukta, amaçsızca döndüğümü hissediyorum ama sabırlı olacağım. mutlaka olaylar iyiye dönecektir, inanmak için elimden geleni yapıyorum.

"cebimdeki yabancı" filmi için güzel yorumlar duydum. sinemada tek başıma izlesem eğlenir miyim sizce? bu benim için biraz sıra dışı, o yüzden soruyorum :)

5 Şubat 2018 Pazartesi

motivasyon deposu bir minik celibon

şubat ayına pek hazırlıklı değildim ama idare etçem artık :) nice sevgilisiz aylar gördük nasılsa...

şaka bi yana, ilişkim olmaması beni rahatsız etmiyor. sürekli çabaladığım ve hayal kırıklığı yaşadığım bir ilişkiye tutunmaya çalışmaktansa kafamı dinlemek hem rahat hem de huzurlu. üstelik bir yandan da işsizliğim var. kendi kaygılarım, sıkıntılarım bana yetiyor.

ama iyiyim, sahip olduklarımı sıklıkla hatırlıyor ve içimden her şey için her seferinde şükrediyorum. siz de bir kendinize dönüp düşünün, eminim hayatınızda çok önemli ve sizi mutlu eden gerçekler vardır. ya bunlar olmasaydı? 

iyi ki varlar. yoksa daha zor olurdu.

... ve iyi ki kendi motivasyonum için ufak da olsa bir şeyler yapıyorum. gerçi çok küçük ve basit şeyler yapıyorum yani herkesin gündelik hayatta yaptığı şeyler ama benim işime yarıyor. mesela bir dizi ya da film açıyorum, güzel bir kahve yapıyorum, spotify'da yeni listeler bulup dinliyorum veya instagram'da gitmek isteyeceğim farklı mekanlar keşfediyorum. kendimi boş bırakıp düşünmeye sevk etmemeye çalışıyorum. tabii o da olabiliyor ama o an belki birini aramak, sesini duymak iyi gelebilir.

size bir film önerisi yaparak yazımı bitireyim. the glass castle dram türünde, etkileyici bir film. alkolik baba rolünü canım woody harrelson oynuyor. adam true detective dizisinde ve seven pounds filminde beni kalbimden vurmuştu zaten.

<< posterini ekleyiverdim :P

kendinize güzel bakın, cici bakın. 14 şubat'ta da bol bol eğlenin.

29 Ocak 2018 Pazartesi

2018'in ilk seyahati: Kıbrıs

3 gece 4 günlük kıbrıs tatilimiz bitti, evimize döndük. iyi geldi doğrusu, ihtiyacım vardı. gidiş-dönüş uçuş saatlerimiz de gayet rahattı, koşturmaca yaşamadık. 

kıbrıs'ta 2 gün yağmura, 2 gün de güneşe doyduk. hafta sonu hava çok aydınlık ve güzeldi. kaldığımız butik otelden de memnun kaldım. odamız tertipli ve yeteri büyüklükteydi. banyosu da şıktı. kahvaltısı ortalamaydı ama çay aşırı güzeldi!!! :) markası tetley imiş. kenarda not olsun, belki siz de denemek istersiniz.

casino konusuna gelirsek, en yeni ve güzel makineler sanırım şu an merit royal'de. vegas'ta oynadığımız birkaç oyunu bulmanın mutluluğunu yaşadık biz. hatta şansıma bonuslar güzel denk geldi game of thrones'ta. 

duty free'den dönüşte kendime parfüm aldım. çok zor koku seçen ve pek de anlamayan biriyim ama bu sefer iyi seçim gibiydi :) bir de mozart likörlerini kaptım, iyi ki aklımdaydı. chocolate cream olanı benim favorim. tadı -abartmıyorum- ŞAHANE. 

21 Ocak 2018 Pazar

hatıralar

kıyamayıp sakladığınız şeyler olur ya hani, size çocukluğunuzu ya da yaşadıklarınızı hatırlatan şeyler... kutulara koymuştuk bazılarını. içinden neler çıktı neler bugün, görmeyeli unutmuşum. bazılarını eledim yeniden, birkaç güzel olanı yeniden kutulara koydum.

*

2 defterim vardı. emek emek yapmıştım bir zamanlar. birinin içinde sevdiğim şarkı sözlerini saklıyordum. internetten bulup tek tek print alıyor, kesiyor ve yapıştırıyordum sayfalarına. ortaokul ve lise yılları olması lazım. diğerine de genç kız dergilerinde okuduğum, hoşuma giden yazıları kırpıp yapıştırıyordum. tam ergen işiydi çünkü ilişkilere dair önemli notlar, güzellik ve bakımla ilgili ipuçlarını filan saklamışım bana yardımcı olması için sanırım ilerde :))) belki de hiç açıp okumadığım için işler ters gitmiştir eheheh ahh be.

*

origamileri de bugüne dek tutmuştum. artık saklayamadım. anılara veda etmek bazen zor. bir de kenarında notu varsa eğer...

20 Ocak 2018 Cumartesi

kısa kısa bişeyler

bu haftanın özeti:
  •  iş görüşmesi 
  •  epilasyon
  •  waffle
  •  true detective

iş görüşmem iyi geçti ama beni düşündüren bir-iki detay var. umarım hayırlı ve güzel bir sonuç olsun. benim için iyiyse, beni mutlu edecekse olsun.

epilasyondan hiç mi hiç bahsetmek istemiyorum tabii tatlış blogumda(!)

waffle ve tabu için analı-kızlı bir gece yaptık dün. ekip eğlenceli olunca keyfi de bol oluyor :) 

veee son olarak true detective 1. sezon bitti, müthiş bir ikiliyi (matthew mcconaughey ve woody harrelson) izledim. sorun şu ki; daha önce bu diziyi neden izlemedim bilmiyorum!!!!

birazdan fi izleyeceğiz annemle, daha doğrusu çi. bakalım yedinci bölümde neler oluyor!? 

bu arada annemin bu hafta sütlaç denemeleri oldu, onu da yukarı ekleyebilirdim ama son anda yazıma dahil edebildim eheh... ilki resmen sadece süt-tü. bu sefer daha güzel oldu :) yeni şeyler deneniyor evde.